Arabuluculuk kurumu, Türk hukuku sistemine ilk kez 07.06.2012 tarihinde kabul edilen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu[1] ile girmiştir. 6325 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği ilk dönemde arabuluculuğa elverişli bütün uyuşmalıklar bakımından ihtiyari bir yöntem olarak öngörülen arabulucuk kurumu, zaman içerisinde bir çok uyuşmazlık bakımından dava şartı-zorunlu bir yol olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, arabuluculuk iradi olarak arabuluculuğa başvuran tarafları ilgilendiren bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olmanın ötesine geçmiş ve toplumun hemen hemen her kesimi ilgilendiren bir uyuşmazlık çözüm yöntemi haline gelmiştir.

Arabuluculuk kurumuna ilişkin kapsamlı bir rehberin ilk bölümü olarak kaleme alınan bu yazıda, arabuluculuk ve arabuluculuğa ilişkin temel kavramlara ana hatları ile değinilmeye gayret edilmiştir.

1.Arabuluculuk

2.Arabulucu

3.Arabuluculuk Sözleşmesi

4.Arabulucu Sözleşmesi

1.Arabuluculuk

Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri olan arabuluculuk, her ülkede aynı şekilde uygulanmaz; aksine, her ülkenin kültürel ve toplumsal ihtiyaçlarına göre değişiklik gösterir. Bu durum, arabuluculuğun ülkelerin  hukuk sistemine dahil edilme şekline de yansımıştır.

Türk hukuk sistemine hangi tür arabuluculuğun dahil edildiğini anlamak için arabuluculuğun yasal tarifine bakmak gerekir. Türk hukukunda arabuluculuk, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda tanımlanmıştır. Söz konusu tanım aşağıdaki şekildedir (HUAK md. 2/1-b):

“Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi”

Bu yasal tanıma bakıldığında, arabuluculuğu devlet yargılamasından ayıran bir takım farklılıklar olduğu görülmektedir. Bunlardan belki de en önemlisi, arabulucunun süreç içerisindeki rolüdür. Arabulucu, hakimden farklı olarak sürece ilişkin bir karar vermemekte, sürece “bağımsız ve tarafsız” üçüncü kişi olarak katkı sağlamaktadır. Devlet yargılamasında uyuşmazlıklar, eldeki bilgilerin konuya ilişkin hukuk kurallarının uygulanması neticesinde karara bağlanırken, arabuluculuk sürecinin sonucu taraflar belirlemektedir. Bir başka deyişle, arabuluculuk sürecinde tarafların hakimiyeti ve uzun vadede ilişkilerin korunması ön plandadır; ancak yargılama sürecinde devlet hakimiyeti ve uyuşmazlıkların bir tarafın kazanıp diğer tarafın kaybedeceği şekilde çözülmesi amacı ön plana alınmıştır[2].

Yukarıdaki yasal tariften çıkan bir diğer önemli sonuç, arabuluculuğun “ihtiyari” bir süreç olarak tanımlanmış olmasıdır. Burada “ihtiyari” kelimesi ile kast edilen, hem arabuluculuk sürecine başvurmanın hem de süreci devam ettirmenin tarafların iradesine bağlı olduğudur. Hemen belirtmek gerekir ki, 6325 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği dönemde yapılan bu tarif, Türk hukuk sistemine “zorunlu –dava şartı” arabuluculuk kurumunun getirilmesinden önce yapılmıştır.  6325 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler ile “dava şartı” arabuluculuk kurumu getirilmiş ve  arabuluculuğa elverişli tüm uyuşmazlıklar bakımından arabuluculuğa başvurunun istinasız şekilde ihtiyari olduğu süreç sona ermiştir. Hangi uyuşmazlıklar bakımından zorunlu arabuluculuk yolunun tüketilmesi gerektiği ise tereddüde yer bırakmayacak şekilde 6325 sayılı Kanun’da ve özel Kanunlarda yapılan değişiklikler ile düzenlenmiştir[3].

Zorunlu (dava şartı)  arabuluculuğun “zorunluluk” sınırının arabuluculuk sürecinin başlatılması ve ilk toplantıya katılma ile ilgili olduğunun, arabuluculuk sürecinin sürdürülmesini ve sürecin anlaşma ile sonlandırılmasını kapsamadığının altının çizilmesi gerekir[4]. Burada ilk toplantıya katılma zorunluğundan kasıt, 6325 sayılı Yasa ile arabuluculuk ilk toplantısına mazeret göstermeksizin  katılmamanın yaptırıma tabi tutulmuş olmasıdır.   Söz konusu  yaptırım aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir (HUAK m. 18/A (11):

“Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.”

Arabulucu, ilk toplantıya katılmayan tarafı son tutanakta belirtmekle yükümlüdür. Toplantıya katılmayan tarafın gösterdiği mazeretin (bir mazeret göstermiş olması halinde)  geçerli bir mazeret olup olmadığının tespiti ise arabulucu tarafından yapılmaz. Ancak, arabulucunun düzenlediği belgeler geçerli mazeretin değerlendirilmesinde mahkeme tarafından esas alınır. (HUAK Yönetmeliği madde 25/9)

2. Arabulucu

Arabulucunun tanımı ve arabuluculuk süreci içerisindeki rolü  düzenlendiği hukuk sistemine göre değişiklik göstermektedir. Türk hukuk sisteminde arabulucunun yasal tanımına 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda yer verilmiş ve arabulucu aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır (HUAK md. 2/1-b):

“Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişi”

Bu yasal tanımdan, iki sonuç çıkarmak mümkündür. Bunlardan ilki, arabuculunun tanımının arabuluculuk faaliyeti üzerinden yapıldığı, diğeri ise 6325 sayılı Yasa çerçevesinde gerçekleştirilen arabuluculuk faaliyetinin ancak bu Kanuna göre arabulucu sıfatına hak kazanan ve Bakanlığın arabulucular siciline kişiler tarafından yapılabileceğidir. Belirtmek gerekir ki, hukuki bir zorunluluktan doğmayan ancak uyuşmazlıkların  çözümüne hizmet eden geleneksel arabuluculuk, akran arabuluculuğu ve sosyal arabuluculuk gibi arabuluculuk modelleri de mevcuttur. Ancak, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu çerçevesinde yürütülecek arabuluculuk faaliyetlerinin mutlaka bu Kanun ile alt yapısı oluşturulan eğitimleri alan ve sınavlarda başarılı olarak Bakanlığın resmi sicile kaydolan arabulucular tarafından gerçekleştirilmesi gerekir.

Arabuluculuk faaliyetini gerçekleştirecek arabulucunun süreçteki rolü ve yetkilerinin sınırları ise 6325 sayılı Yasa’nın arabuluculuk tanımı üzerinden belirlenmiştir. Bu tanıma göre arabulucu;

Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişi” dir.

Yasa’nın tanımından hareketle arabulucunun taraflara eşit mesafede yaklaşan ve tarafların kendi kararlarını vermeleri için onları yönlendirmeden süreci yöneten bağımsız ve tarafsız üçüncü  kişi olduğunu söylemek mümkündür. Arabulucunun hukukçu kişiler arasında seçilmesi ve bu nedenle sürecin sonuçlarını bilebilecek durumda olması nedeniyle son yasal değişiklik ile arabulucunun yetkileri genişletilmiştir. Arabuluculuk tanımına sonradan eklenen “tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen” kişi ibaresi ile  arabulucu başka bir konuma yerleştirilmiştir. Öğretide , çözüm önerisi ile kast edilenin aslında “Son Çare Prensibi” olarak arabulucunun çözümü bulmada zorlanan taraflara süreç içerisinde hukuki bir bilgi vermeden mevcut sonuçlardan ve ortalama varılabilecek bir sonuçtan bahsetmesi olduğu ifade edilmiştir. Yani, arabulucunun tarafları yönlendirmek, avukat gibi davranarak hukuki bilgi ile mevcut sonucu “mahkeme sürecinde kazanma kaybetme gibi” söyleyerek maddenin ruhuna aykırı davranışlardan sakınması gerekir[5].

3. Arabuluculuk Sözleşmesi

Türk hukuk sisteminde arabuluculuk uygulaması bakımından karma bir sistemin benimsendiğine; arabuluculuğa elverişli bazı uyuşmazlıklar bakımından dava şartı arabuluculuk kurumunun getirildiğine ve arabuluculuğa başvurunun dava şartı olmadığı hallerde arabuluculuk sürecinin başlatılmasının tarafların iradesine bağlı olduğuna daha evvel değinilmiş idi.

Zorunlu-dava şartı arabuluculuk kurumu, tarafların devlet yargılamasına gitmeden önce tüketmesi  gereken bir yol olduğundan, dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılması halinde arabulucu ataması arabuluculuk büroları tarafından uyuşmazlığın konusuna göre puan sistemiyle/ otomatik olarak yapılacaktır. Uyuşmazlık konusunun dava şartı olarak düzenlenmediği hallerde ise arabuluculuk sürecinin başlatılabilmesi, tarafların bu konuda mutabık olmalarına bağlıdır. İşte geçerli bir arabuluculuk sözleşmesinin varlığı, tam da bu noktada önem arz etmektedir.

Arabuluculuk sözleşmesi, tarafların  aralarındaki mevcut veya olası bir uyuşmazlığı arabuluculuk yoluyla çözme konusunda taahhüt altında girdikleri sözleşmedir. Bu nedenle, arabuluculuk sözleşmesinin geçerli olabilmesi için -sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut veya olası olsun- muhakkak belirlenebilir ve arabuluculuğa elverişli bir uyuşmazlığın bulunması gerekmektedir[6]. Arabuluculuk sözleşmesi, uyuşmazlık doğmadan önce, uyuşmazlık doğduktan sonra ve hatta mahkeme yargılaması aşamasında yapılabilir[7].

Arabuluculuk sözleşmesinde, taraflarca ayrıntılara girmeden ilgili uyuşmazlık bakımından arabuluculuğa başvurulacağının kararlaştırılması mümkün olduğu gibi, emredici hükümlere aykırı olmamak şartıyla, arabulucunun seçimine ilişkin usul, görüşmelerin yürütülme usulü ve kimlerin katılabileceği, masraflardan doğan sorumluluk vb. hususlara ilişkin düzenlemelere de yer verilebilir[8]. Belirtmek gerekir ki, arabuluculuk sözleşmesi, esas sözleşmeye eklenecek bir hükümle yapılabileceği gibi, ayrı bir sözleşme ile de yapılabilir[9].

Arabuluculuk sözleşmesi ile “arabulucunun” da belirlenmesinin mümkün olup olmadığı sorusu akla gelebilir. Bu soruya olumlu cevap verilebilir. Ancak, bu durum arabuluculuk sözleşmesinin “arabulucu sözleşmesi”ni de kapsadığı şeklinde yorumlanamaz. Zira, arabuluculuk sözleşmesinin geçerliliği bakımından uyuşmazlık taraflarının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini açıklamaları gerekli ve yeterliyken, arabulucu sözleşmesinde uyuşmazlık taraflarının yanında “tarafsız ve bağımsız üçüncü kişi olarak” arabulucu da yer almaktadır. Bu nedenle, tarafların arabuluculuk sözleşmesi ile arabulucunun kim olacağına ilişkin belirleme yapması arabulucu bakımından bağlayıcı olmayacaktır[10].

4. Arabulucu Sözleşmesi

Dava şartı kapsamına giren uyuşmazlıklarda arabuluculuk, mahkeme yargılamasına başvurulmadan önce denenmesi/tüketilmesi gereken bir yol olarak düzenlendiğinden, bir uyuşmazlığın dava şartı kapsamında olması halinde ne arabuluculuk sözleşmesinin ne de arabulucu sözleşmesinin varlığına ihtiyaç bulunmamaktadır. Ancak, arabuluculuğa elverişli bir uyuşmazlığın Yasa koyucu tarafından dava şartı olarak düzenlenmediği hallerde, uyuşmazlık taraflarının arabuluculuk sözleşmesi yapmış olmaları, arabuluculuk sürecinin işlerliği için tek başına yeterli değildir[11]. Buna ilave olarak, arabulucu olarak görev yapacak kişinin arabuluculuk faaliyetini kabul ettiği bir  “arabulucu sözleşmesi”nin de yapılmış olması gerekir[12].

Arabulucu sözleşmesinin taraflarını, uyuşmazlığın tarafları ile uyuşmazlığın çözümünde rol oynayacak bağımsız ve tarafsız üçüncü kişi pozisyonundaki arabulucu oluşturur. Ancak, arabulucu sözleşmesi arabuluculuğun düzenlendiği temel kanun olan 6325 sayılı Kanun’da ve ilgili Yönetmeliğinde tanımlanmamış ve  arabuluculuk sözleşmesinin geçerliliği için özel bir şekil şartı öngörülmemiştir.  Bununla birlikte, öğretide birbirine benzer tanımlara rastlamak mümkündür.

Arabulucu sözleşmesi, arabulucunun seçimi ya da tayininden sonra taraflar ile arabulucu arasında yapılan,  arabulucu ve uyuşmazlığın taraflarının karşılıklı güvenine ve dürüstlük temeline dayanan, arabulucunun arabuluculuk faaliyetini  yürütmeyi ve uyuşmazlığın çözümü için gereken katkı, yardım ve desteği sunmayı; uyuşmazlığın taraflarının ise, kural olarak bir miktar para ödemeyi üstelendiği şekle bağlı olmayan bir sözleşme olarak tanımlanabilir[13].

Arabulucu sözleşmesi bakımından Yasa koyucu tarafından tipleştirmeye gidilmemiş olmasının yani, arabulucu sözleşmesinin yasal tarifine yer verilmemiş olmasının doğal sonucu olarak taraflar, -kanunun emredici kurallarına aykırı olmamak kaydı ile- bu sözleşmeyi istedikleri gibi şekillendirebilirler[14]. Bununla birlikte, dikkat edilmesi gereken birkaç önemli husus bulunmaktadır. Bunlardan ilki, tarafların arabulucu sözleşmesi ile hangi uyuşmazlıkların bu sözleşme kapsamında ele alınacağını belirlemesi gerekliliğidir. Bu sayede, ilgili uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olup olmadığı da tespit edilebilir. İkincisi, arabuluculuk ücretinin HUAK m.7/2 uyarınca, asgari ücret tarifesinin altına düşmemek şartı ile serbestçe belirlenebileceğine ilişkindir.

Taraflar elbette tali hususları da düzenlendikleri ayrıntılı arabulucu sözleşemeleri yapabilirler ancak, arabulucu sözleşmesinden bahsedebilmemiz için, arabulucunun arabuluculuk faaliyetinde bulunması, uyuşmazlık taraflarınca arabulucuya ücret ödenmesi ve tarafların arabuluculuk faaliyeti için ücret ödenmesi konusunda anlaşmaları yeterli olacaktır.

Dipnotlar:

2  Tanrıvermiş, B. (2025), İcra Hukuku Bakımından Arabuluculuk, On İki Levha Yayıncılık, (E-kitap), s.7

3 Dava Şartı-Zorunluluk arabuluculuğun kapsamına ve hangi uyuşmazlıklara uygulanacağına bir sonraki yazımızda ayrıntılı olarak değinileceği için bu aşamada anılan kavram, ana hatları ile ele alınmıştır.

4 Yazıcı, Ç. & Taşpolat Tuğsavul, M. (2023). Cumhuriyetin 100. Yılında Medenî Usûl ve İcra İflâs Hukukumuzun Gelişim ve Değişim Süreci. H. Pekcanıtez & M. Özekes (Yay. haz.), Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri ve Özellikle Arabuluculuk (s. 839-842). On İki Levha Yayıncılık, (E-Kitap),  s.842

5 Güllüoğlu Altun, Y. (2020). Arabuluculuk Zirvesi II. Y. Güllüoğlu Altun (Yay. haz.), Arabuluculuk Müessesinde Bilinmesi Gereken Temel Bilgiler(s. 256-258). On İki Levha Yayıncılık, s.257

6 Yarar, G. (2023). Milletlerarası Özel Hukukta Arabuluculuk. On İki Levha Yayıncılık, s.96-97

7  HUAK m.13

8 Avrupa Konseyi, Ekim 2022, Arabuluculuk El Kitabı, Ankara, s.18

9 Öztürk, N. (2015). Arabuluculuğun Milletlerarası Özel Hukuk Boyutu: Genel Bakış. Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, 31, s. 219-220, s.219

10Yarar, Milletlerarası Özel Hukukta Arabuluculuk, , s.98

11 Küçükkaya, H.G. (2023). Bireysel İş Hukukunda Arabuluculuk, On İki Levha Yayıncılık, (E-Kitap), s.111

12 Kara, D. (2024). Prof. Dr. Serap Helvacı’nın Anısına Armağan (3 Cilt). D. Zorlutuna & İ. Sağlam & E. Işık & F. Erlüle & E. Türel & E. Şentürk & B. Görgeç & I. Yelkenci (Yay. haz.), Vekalet Sözleşmesini Düzenleyen Hükümler Işığında Arabulucu Sözleşmesinin Hukuki Çerçevesi(s. 2405-2407). On İki Levha Yayıncılık, (E-Kitap) s.2405

13 Süral Efeçınar, C. (2023). Prof. Dr. H. Ercüment Erdem’e Armağan (2 Cilt). F. Yusufoğlu Bilgin & T. Ayoğlu & S. Anlam Altay (Yay. haz.), Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Kapsamında Yürütülen İhtiyari ve Zorunlu Arabuluculuk Süreçlerinde Arabulucuların Hukuki Sorumluluğu(s. 1262-1264). On İki Levha Yayıncılık, s.1262; Kara, Vekalet Sözleşmesini Düzenleyen Hükümler Işığında Arabulucu Sözleşmesinin Hukuki Çerçevesi, s.2405

14 Küçükkaya, Bireysel İş Hukukunda Arabuluculuk, s.114

KAYNAKÇA

1.Avrupa Konseyi, Ekim 2022, Arabuluculuk El Kitabı

2.Güllüoğlu Altun, Y. (2020). Arabuluculuk Zirvesi II. Y. Güllüoğlu Altun (Yay. haz.), Arabuluculuk Müessesinde Bilinmesi Gereken Temel Bilgiler(s. 256-258). On İki Levha Yayıncılık, (E-Kitap)

3.Kara, D. (2024). Prof. Dr. Serap Helvacı’nın Anısına Armağan (3 Cilt). D. Zorlutuna & İ. Sağlam & E. Işık & F. Erlüle & E. Türel & E. Şentürk & B. Görgeç & I. Yelkenci (Yay. haz.), Vekalet Sözleşmesini Düzenleyen Hükümler Işığında Arabulucu Sözleşmesinin Hukuki Çerçevesi(s. 2405-2407), On İki Levha Yayıncılık, (E-Kitap)

4.Küçükkaya, H.G. (2023). Bireysel İş Hukukunda Arabuluculuk, On İki Levha Yayıncılık, (E-Kitap)

5.Öztürk, N. (2015). Arabuluculuğun Milletlerarası Özel Hukuk Boyutu: Genel Bakış. Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, 31, s. 219-220

6.Süral Efeçınar, C. (2023). Prof. Dr. H. Ercüment Erdem’e Armağan (2 Cilt). F. Yusufoğlu Bilgin & T. Ayoğlu & S. Anlam Altay (Yay. haz.), Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Kapsamında Yürütülen İhtiyari ve Zorunlu Arabuluculuk Süreçlerinde Arabulucuların Hukuki Sorumluluğu(s. 1262-1264). On İki Levha Yayıncılık, (E-Kitap)

7.Tanrıvermiş, B. (2025), İcra Hukuku Bakımından Arabuluculuk, On İki Levha Yayıncılık, (E-kitap),

8.Yarar, G. (2023). Milletlerarası Özel Hukukta Arabuluculuk. On İki Levha Yayıncılık, (E-Kitap)

9.Yazıcı, Ç. & Taşpolat Tuğsavul, M. (2023). Cumhuriyetin 100. Yılında Medenî Usûl ve İcra İflâs Hukukumuzun Gelişim ve Değişim Süreci. H. Pekcanıtez & M. Özekes (Yay. haz.), Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri ve Özellikle Arabuluculuk (s. 839-842). On İki Levha Yayıncılık, (E-Kitap)

Kaynakçada yer alan e-kitapların tamamı için bkz: https://www.lexpera.com.tr/literatur/arama , Son Erişim Tarihi:04.04.2026

[1]6225 sayılı Kanunu’nun güncel metni için bkz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6325&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5, son erişim tarihi:22.03.2026

[2]  Barış Tanrıvermiş, (2025). İcra Hukuku Bakımından Arabuluculuk. S.7

[3] Dava Şartı-Zorunluluk arabuluculuğun kapsamına ve hangi uyuşmazlıklara uygulanacağına bir sonraki yazımızda ayrıntılı olarak değinileceği için bu aşamada anılan kavram, ana hatları ile ele alınmıştır.

[4] Yazıcı, Ç. & Taşpolat Tuğsavul, M. (2023). Cumhuriyetin 100. Yılında Medenî Usûl ve İcra İflâs Hukukumuzun Gelişim ve Değişim Süreci. H. Pekcanıtez & M. Özekes (Yay. haz.), Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri ve Özellikle Arabuluculuk(s. 839-842). On İki Levha Yayıncılık, s.842

[5] Güllüoğlu Altun, Y. (2020). Arabuluculuk Zirvesi II. Y. Güllüoğlu Altun (Yay. haz.), Arabuluculuk Müessesinde Bilinmesi Gereken Temel Bilgiler(s. 256-258). On İki Levha Yayıncılık, s.257

[6] Yarar, G. (2023). Milletlerarası Özel Hukukta Arabuluculuk. On İki Levha Yayıncılık, s.96-97

[7] HUAK m.13

[8] Arabuluculuk El Kitabı, Avrupa Konseyi, Ekim 2022, Ankara, s.18

[9] Öztürk, N. (2015). Arabuluculuğun Milletlerarası Özel Hukuk Boyutu: Genel Bakış. Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, 31, s. 219-220, s.219

[10]Yarar, Milletlerarası Özel Hukukta Arabuluculuk, , s.98

[11] Küçükkaya, G.H, (2023). Bireysel İş Hukukunda Arabuluculuk, s.111

[12] Kara, D. (2024). Prof. Dr. Serap Helvacı’nın Anısına Armağan (3 Cilt). D. Zorlutuna & İ. Sağlam & E. Işık & F. Erlüle & E. Türel & E. Şentürk & B. Görgeç & I. Yelkenci (Yay. haz.), Vekalet Sözleşmesini Düzenleyen Hükümler Işığında Arabulucu Sözleşmesinin Hukuki Çerçevesi(s. 2405-2407). On İki Levha Yayıncılık, s.2405

[13] Süral Efeçınar, C. (2023). Prof. Dr. H. Ercüment Erdem’e Armağan (2 Cilt). F. Yusufoğlu Bilgin & T. Ayoğlu & S. Anlam Altay (Yay. haz.), Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Kapsamında Yürütülen İhtiyari ve Zorunlu Arabuluculuk Süreçlerinde Arabulucuların Hukuki Sorumluluğu(s. 1262-1264). On İki Levha Yayıncılık, s.1262; Kara, D. (2024). Prof. Dr. Serap Helvacı’nın Anısına Armağan (3 Cilt). D. Zorlutuna & İ. Sağlam & E. Işık & F. Erlüle & E. Türel & E. Şentürk & B. Görgeç & I. Yelkenci (Yay. haz.), Vekalet Sözleşmesini Düzenleyen Hükümler Işığında Arabulucu Sözleşmesinin Hukuki Çerçevesi(s. 2405-2407). On İki Levha Yayıncılık, s.2405

[14] Küçükkaya, ). Bireysel İş Hukukunda Arabuluculuk, s.114

Uyuşmazlık Çözümünde Arabuluculuk ve Temel Kavramlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir